Bu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibi
Sözler bazen bir hazine bazen dermansız bir dert tipi
Geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz
Gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz
Aklımın ipinin ucuda kaçmış, timsah katreleri boşalsın
Bir iki damla hiç değersiz
Mermi icad oldu mertim bozuldu ve merhumlar evin duvarında meçhul Gazi. Mayın şehit Taburu, Mayısta kan yağmuru, düşman uyku mahmuru, dünya kin maduru, sonunda katliam, nerede sağ duyu? Mevzileri nöbet alan Fevziler Feyz alamadan Fethettiler Ahireti, mektupları kayıp, cinayet ayıp ve kültürler bombalandı, kimse sallamadı, Bağdat ateş aldığında kalbim vurgun yedi, güneş doğudan battı. Mumlarınızı yakın, yorgun düştü uçaklar, tebessüm etti tüm sanıklar, Tankları tanımlar tanıklar, yanıklarla dolu topraklar, karamparça bulutlar ve savaş! Yavaş ölüm kaderinin hız kaynağı, telaş pazarı, can kumarı, çıkar savaşları, B52′ler yarıda kesti pişen aşları ve dünya kan deryası, geleceğin bedeli pahalı, duygular yamalı, suçu gelin etseler de kimse güvey girmeyecek, bilirim bu Tarih değişecek ve Tekerrüre dayalı imha Tarihçesi, kurak sevgi bahçesi suya hasret.
Bu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbuldan
Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazık
Gökhan Semiz: Abi hadi be abi be gebertelim şu parçayı
Gittiğin yerler nasıl, bilinmez güzelim
İstanbul`da sular akmıyor
Mutlu musun oralarda? Bilinmez güzelim
Bana buralarda kimse bakmıyor
Uçaklar rötar yapmış
Trafik sıkışık
Çöpler yine birikti arka bahçeye
Yağmurun elleri, gitarın telleri yok
Sen de yoksun yanımda
Özlemişim çoook
Elimde yine kalemim
Yazıyorum seni sayfalara
Seneler seneler
Kitap olmuş anılarla
Gizlesem hiç fayda etmez
Söylesem de daha beter
Sorma neden sorma neden
En derinde en son arzum
Şu halimde sana yakın
Ölsem yeter sorma neden
Neden geceler bu kadar sessiz
Neden rüyalar bu kadar uzak
Neden derler iyiler çok yaşamaz
Al bu canım senin al senin olsun
Burda herşey bıraktığın gibi özledim seni sen gittin gideli dostum artık bende yalnızım sen dört duvara ben kaderime yanarım ağlarım evet her gece ağlarım aydınlığa kavuşup ben gün sayarım ailense iyi hepsi yuvasında bıraktığın bebek artık dört yaşında ona bakaraktan seni hatırlarım gözlerin kalbimde yanan dağlarım hasretin herkesin gönlüne vurdu sevdigin ise uyku uyumaz oldu gözde yaş dolu yas tutmakta sabredip bagrina tas basmakta anlami kalmadi sensiz buralarin yillarin verdigi sonsuz acilarin sonu gelmeyen bu yollarin anlamsizligina yanmaktayim dost basini dik tut yilma ger gogsünü bu en zor zamanina yaklasmadan son satirlarima ziyaret günü ordayim ayni masada selami var herkesin unutmadan tanri ve kalbim seninle durmadan .