Sevgi bekletmeye gelmez
3 Kasım 2007Henüz 18 yasındaydı ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan bir hastalıgın pencesindeydi. Kahır içinde kendini eve kapatmıs ölümün gelmesini bekliyordu. Sokaga bile cıkmıyordu. Annesi bir de kendisi... Bunlardan ibaretti hayat O`nun için...
Bir gün çok sıkıldı,sokaga attı kendisini.Bir yıgın vitrinin önünden geçti. CD satan bir dükkanın önünden geçerken aniden durdu, geriye dönüp, kapıdan içerideki tezgahtar kıza dikti gözlerini. Kendi yaşlarında ama çok güzel bir kızdı. Gözleri ve yüregi takılı kalmıştı. Bir süre düşündükten sonra CD dükkanına girdi.
Kız gülümseyerek koştu, O`na dogru ``Size nasıl yardımcı olabilirim?`` dedi genç kız ve öyle güzel gülümsüyordu ki, genç adam şaşırıp kaldı, bocaladı, sonra ``Evet bu CD`yi almak istiyorum``dedi ve rasgele bir CD`yi işaret ederek.
Genç kız CD`yi alıp içeri gitti. Az sonra paketlenmiş bir şekilde geri getirdi. Genç adam paketi aldı, evine geldi ve hiç açmadan paketi dolabına attı.
Ertesi sabah yine aynı dükkana gitti, yine bir CD sardırdı kıza, yine eve gidip paketi açmadan dolaba attı. Günler hep alınıp açılmayan CD alımlarıyla geçip gitti.
Genç adam bir türlü genç kıza açılmaya cesaret edemiyordu. Annesiyle dertleşti
bir gece, durumu anlattı ve annesi O`nu gidip kızla konuşması için ikna etti.
Ertesi sabah cesaretini toplayıp dükkana gitti ve yine bir CD seçti. Genç kız paket yapmak için arka tarafa geçtiginde genç adam evde hazırladıgı not kagıdını cebinden çıkartıp telefonun altına koydu. Kağıtta ``Sizinle bir gece yemege cıkabilir miyiz?`` yazıyordu ve telefon numarasını da yazmıştı not kagıdının altına. Sonra paketi alıp alelacele dükkandan çıkıp
gitti.
İki gün sonra evin telefonu çaldı, anne açtı telefonu. CD
dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan. Genç adamla görüşmek
istiyordu. Gizlenen notu yeni bulmuş ve hemen aramıştı. Ama
delikanlının annesi aglıyordu... ``Duymadınız mı?`` dedi,` `Dün
kaybettik oglumu!..``
Cenazeden bir kaç gün sonra oglunun odasındaki eşyaları karıştırırken gözüne dolaptaki paketler ilişti. Açılmamış, öylece duran paketler...
Birini aldı,oglunun yatagına oturdu ve açtı. CD kapagının arasına sıkıştırılmış bir
not vardı.
``Merhaba sizi öyle tatlı buldum ki,bir akşam birlikte çıkalım mı? Jonely!`` Anne bir başka paketi açtı,yine bir not vardı. ``Siz gercekten çok tatlı birisiniz.Hadi beni bu akşam kahve içmeye davet edin...Sevgiler...Jonely!``
Devamı
Yorumlar (1)
Tarih : 3 Kasım 2007 Cumartesi Saat: 14:13:18
Kategoriler : Hikaye
Etiketler : sevgi, aşk, ölüm, hikaye
Bir yudum sevgi kucak dolusu geriye dönüyor
7 Ağustos 2007Alıntıdır.
Teşvikiye`de dolaşıyordum. yarım saat boş vaktim vardı. hava çok güzeldi. kısacası pırıl pırıl keyifli bir gündü. yürüdüğüm kaldırımın karşısındaki kaldırımda yaşlı bir beyefendi dikkatimi çekti. ileri yaşına rağmen şık giyimli ve bakımlıydı. seksen yaşlarında olmalıydı. oldukça zor yürüyordu. şık bir baston ona yürürken destek oluyordu.
birden içimde önüne geçilmez bir istek uyandı. zor yürüdüğü için yardım etmek istedim. sanırım büyükbaba ve dedemi çok erken yaşlarda kaybetmiş olmak ve onlarla dede-torun birlikteliğini, paylaşımını hiç yaşayamamış olmak içimde ukde kalmış. hemen karşı kaldırıma geçtim ve onu ürkütmeden koluna girdim.
- böyle güzel bir havada sizin gibi yakışıklı bir beyefendiyle biraz yürümeme izin verir misiniz?
çok şaşırdı. durdu ve bana dikkatlice baktı. bunun üzerine, on şanslı gününde olduğunu bir pazar öğleden sonrasında benim gibi hoş bir hanımla kol kola dolaşmayı reddetmeyeceğini düşündüğümü söyledim. gülümsedi ve bana;
- sen gerçek misin? yoksa gökten mi indin? malum yaşım ilerledi,?
dedi. sonra o benim koluma girdi. birlikte çok yavaş adımlarla yürümeye başladık. o kadar şeker, o kadar hoşsohbet bir insandı ki anlatamam. 96 yaşında olduğu söylemekle başladı sohbete.
o andan itibaren araya girmeye çalışsam da hiçbir şey söyleyemiyordum. sanki uzun zamandır konuşmuyordu. büyük bir keyifle anlatıyordu. atatürk`le başladı söze. onun ne kadar özel, ne kadar kıymetli bir insan olduğundan, inönü ile silah arkadaşı olduğuna, istiklâl madalyalarına kadar anlattı. ara ara durup bana gülümsüyordu. sonra dedi ki;
- eskiden mümkün müydü böyle bir kızla kol kola sokakta yürüyelim? türk kızlarıyla asla. ancak yabancı kızlarla olurdu.
ve başladı daha keyifli bir ses tonuyla anlatmaya. eskiden çok büyük işler başardığını, tanınmış ve başarılı bir işadamı olduğunu ama tüm bunlara kendini kaptırmadan çalışırken aynı zamanda da hayatını yaşadığını anlattı.
- hayat keyiftir.
dedi. bu hayatın sadece kendimizin olduğunu, başkalarının hayatlarını yaşamanın veya başkaları için yaşamanın yanlış olduğunu söyledi;
- ben dışa dönük bir insan oldum hayatım boyu. dans benim için çok önemliydi. eşim evinde yaşamayı severdi. o böyle diye ben isteklerimden vazgeçmedim. onu da bana uymak için zorlamadım. çünkü o da onun tercihiydi ve kendi hayatıydı. birlikte mutluyduk ama kendi hayatlarımızı yaşadık. ben hep dansa gittim arkadaşlarımla. çok gezdim. çok eğlendim. laf aramızda çok yakışıklıydım.
ben de kendisine hâlâ yakışıklı bir beyefendi olduğunu söyleyince elimi öptü. gözlerim doldu o anda. hemen sonra bana fransızca bir şarkı söylemeye başladı. nasıl hayat dolu, nasıl kendi kendini mutlu edebilmiş bir insan diye düşünürken durdu ve;
- hayatta mutlu olacak hep birşeyler bulmuşumdur. zorlukların üstesinden dertlenerek değil, kabul ederek, onu geride bırakarak ve böylece daha kolay çözerek gelmişimdir. 06 yaşındayım ama kalbim hâlâ çok genç
dedi. bayıldım bu yürüyüşe, 3 dakikalık yolu 20 dakikada geldik ama birçok hayat dersi aldım. koca bir hayatı sadece çalışarak ve savaşarak geçirmemiş, her anından mutlu olacak bir şeyler bulmuş. keyif almış. anlatacak ne çok güzel hikâyesi var. böyle yaşadığı için de genç kalmış. yaşıtları hayatta değil. o hâlâ yalnız başına yürüyüşe çıkıyor.
teşvikiye karakolu`nun önüne geldik. muhitinde herkes bu beyefendiyi tanıyor ve hürmet ediyordu. nöbetçi polislere döndü ve övünerek beni gösterdi.
- bakın ne buldum. bugün şanslı günümdeyim.
evine kadar götürdüm. istiklâl madalyalarını ve gençlik yıllarına ait birkaç fotoğrafı göstermek için çok ısrar etti. vaktim kalmamıştı ama onu kıramadım. peki dediğimde gözlerindeki ışıltıyı görmeliydiniz. keyifle ve özenle açtı kutuları ve paylaştı yıllarını benimle. telefonlarımızı verdik birbirimize. beni manevi torunu kabul etmesini ve onun da benim manevi dedem olmasını istedim. beni kucakladı. ayrıldık. iki gün geçti ve beni telefonla aradı.
- hayal mi gördüm, en gerçek miydin diye kontrol etmeye aradım.
dedi. benim onu çok mutlu ettiği, beni çok sevdiğini ve özlediğini söyledi. "bir gün buluşup bir kahve içelim" dedim. "bana yetmez, dansa gidelim." dedi. kahkahalarımı ve onun kahkahalarını duymalıydınız iki-üç güne kadar kendisini arayacağımı söyledim. bu iki-üç günün hayatının en uzun zamanı olacağı söyledi. bu son cümlesi kalbime yapıştı.
böylece, öğrendim ki; paylaşmanın sevgi alışverişinin yaşı yokmuş. benden 62 yaş büyük biri ile de arkadaş olunabilirmiş.
öğrendim ki, pozitif düşünce gücü bastonla yürüyen birine bile dans etme isteğini verebilirmiş.
öğrendim ki, çalışmak amaç değil, daha iyi, daha keyifli yaşam için bir araçmış.
öğrendim ki, bir insanı iyi hissettirmek çok kolaymış.
öğrendim ki, birbirimize vereceğimiz minicik bir sevgi, biraz ilgi bize kocaman bir şekilde geri dönüyormuş
Devamı
Yorumlar (2)
Tarih : 7 Ağustos 2007 Salı Saat: 21:11:22
Kategoriler : Hikaye
Etiketler : sevgi
Bir Çığlıktı Yalnızlığım, Hepiniz mi Sağırdınız
26 Mayıs 2007Konuşmak gerekir bazen,susmak artık çare değilse,
Anlatmaya başlamalı bi yerden, en başta kendinden,
Başlıyorum öyleyse dur ve dinle;
Ardından değişti hayatım, bütün değişime mahkum hayatlar gibi, geceler değişti kara kuru oldu biraz daha çok acı verir oldu, mevsimim yıllardır sonbahar rengi soluk, yüreğim yorgun ayazda kalmış bi-çare donuk.
Aynı şarkılar farklı anlamlar kazandı, oysa şarkılar bu kadar içimi acıtmazdı, güneşi seven ben, ay ışığında aydınlatmaya çalıştım dünyamı ve yıldızlar başka türlü parladı gökyüzünde, yalnızlığımı anlatmak istercesine.
Ağır ağır çektim perdeleri
Çekmeceye gizledim çocuksu sevinçleri
Büyüdüm sanki harcadım yılları
Umduğumdan olgun yaşadım ayrılığı
Beyaz örtüler örttüm eşyaların üstüne
Kapadım kapıları topladım anıları
Döktüm denizlere
Ve sen hala varsın,gidip gelirsin içim de bir yerde ama hep aynı yerde,
Payını almış olmalısın değişimden,
İlgili sen olmak üzere bir sözleşme hazırladım içimde,
Sen aklıma gelecektin sadece,yüreğime uğramayacaktın,
Düşünecektim ama dokunamayacaktım,
Üzülecektim belki ama ağlamayacaktım,
Öyle yaptım ve altına imzamı attım,
Ve sen tüm kuralları ihlal ettin,infaz ettin yüreğimi,sana gel dedim gelmedin, rahat bırak gecelerimi uykularımı böyle kabus olma,hala içimdesin gitmiyorsun, bit, bit lütfen,
Yar! Terk-i Diyar
yollarında şimdi kalbim
Tuzla buz oldum,incindim örselendim
Elimde tek kalan darmadağın ümitlerim
Başardın en sonunda Oldu bak istediğin
Yaralı Hayallerim
Hep aynı olmak zorunda mı ayrılıklar, yalnızlığımın sesini kimse dinlemedi,
Ben yalnızlığımı haykırdım ama kimse duymak istemedi
Devamı
Yorumlar (5)
Tarih : 26 Mayıs 2007 Cumartesi Saat: 13:00:38
Kategoriler : Kendimden, Hikaye
Etiketler : aşk, sevgi
Kucaklama da bir ihtiyaçtır
14 Mayıs 2007
Çoğu zaman bu duyguya ihtiyaç duyarız, Dostum Ceyhan`ın blogundan alıntıdır.
Devamı
Yorumlar (0)
Tarih : 14 Mayıs 2007 Pazartesi Saat: 21:11:36
Kategoriler : Hayata Dair, Gelde Gülme
Etiketler : aşk, kucaklama, mutluluk, sevgi, free, hugs
Seni Özlemek (Video)
5 Mayıs 2007
Seni Özlemek
Seni özlemek canıma tak etti
Birtanem özlemek,izlemek yollarını gözlemek
Hep seveceğim seni ömrümün sonuna dek
Güzel gözlerinde buluşsam güneşi
Yakamı bırakmaz artık o gözlerin ateşi
Sen olmadığında yanımda şarkılar,
Devamı
Yorumlar (1)
Tarih : 5 Mayıs 2007 Cumartesi Saat: 01:45:35
Kategoriler : Muzik & Video, Şarkı Sözü
Etiketler : seni özlemek, özgürb, sevgi, video, youtube, hip hop, rap