Üzücü Bir Aşk Hikayesi
31 Mayıs 2007Adam genç eşini çok seviyor, bir o kadarda kıskanıyordu öyleki iş yerinde yemek verildiği halde, her öğlen o uzun yola rağmen evine gidiyor, eşiyle birlikte yemek yiyordu.Kadın, eşinin sadece yemek yemek için geldiğini düşünüyordu. Bilmediği bir şey vardı eşi kendisini kontrol ediyordu. Bu bilinmeyenle uzun süre birlikte yediler yemeklerini taa ki adam gelipte eşini evde bulamayana kadar.
Kapıyı açıp seslendi eşine ses yok...
Odaları gezdi bir bir... yok... yok... yok...
Telefona sarıldı hemen. Kapalıydı kadının telefonu. İrkildi birden. "korktuğum başıma geldi kesin aldatıyor beni" diye düşündü.
Tanıdığı herkesi aradı ailesi, arkadaşları, aile dostları, komşuları hiç kimse görmemişti kadını saatler geçiyor kadından ses çıkmıyordu. Akşam oldu adam evin içinde ümitsiz ve karışmış düşüncelerle dönüp duruyordu. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte adam kararını vermişti boşanacaktı avukat arkadaşına giderek dava açtırdı. Kesin aldatmıştı kocasını ve dönmeye yüzü yoktu artık herşey bitmişti.
Eve dönünce eşine ait ne varsa attı resimleri yırttı, elbiselerini yaktı, takılarını karşılıksız verdi bir eskiciye geriye sadece bir sevgililer günü kartı kalmıştı. "hep seninim... hep senin kalacağım..." yazıyordu üzerinde. Adam nefretle bakarak duvara astı kartı uzun uzun baktı elinde tuttuğu içki kadehini sıktığının farkında bile değildi. Elleri kan içinde kalmıştı ama o görmüyordu bile.
Telefonun sesini duyduğunda ancak farketti elinin acıdığını ve kan içinde kaldığını açtı telefonu
ADAM : buyrun dedi adam
TELEFONDAKİ : iyi günler beyfendi ........ beylerin evimi?
ADAM : buyrun benim
TELEFONDAKİ : ben ........... hastanesinden arıyorum iki gün önce yaralı bir bayan getirdiler hastanemize henüz bugün kendine gelebildi sizin isminizi öğrenebildik hemen gelebilirmisiniz?
Adam yığıldı olduğu yere yanlış duymuş olabilirmiydi. "kesin sevgilisi dövdü" dedi içinden gitmekle gitmemek arasında bocaladı birden sonra "gidip yüzüne tükürmeliyim" diye düşündü. Fırlayıp çıktı sokağa attığı adımların sesini duyuyordu sadece koştu,koştu... Hastaneye ulaştığında nefesi tıkanmıştı danışmadan eşinin kaldığı odanın numarasını öğrendi artık biliyorduki anlatılan doğruydu eşi yaralıydı ama neden? merdivenleri nasıl çıktığını hatırlamıyordu. Kapıya geldiğinde doktorları gördü. Kendisini tanıttı ve eşini görmek istediğini söyledi. Doktorlardan birisi başını öne eğdi "başınız sağolsun eşinizi kurtaramadık" dedi adam aldatılmışlığın acısıylamı yoksa sevdiği içinmi bilinmez, bakamadı eşinin yüzüne son kez cenaze işlemlerini bile eşinin ailesine bıraktı.
Aradan 10 gün geçmişti adam iyiden iyiye yıpranmış, çökmüş, sanki hayattan elini eteğini çekmişti devamlı duvarda asılı duran karta bakıyordu o arada kapı çaldı. Genç bir kurye, büyük bir paket bıraktı kapının önüne. Gülümseyerek "doğum gününüz kutlu olsun efendim eşiniz 10 gün önce ayırdı hediyenizi ve bugün için size teslim etmemizi tembihledi.Çok şanslısınız beyfendi" dedi ve çıkıp gitti ne yapmalıydı bilmiyordu adam. Açtı kutuyu elleri titreyerek bir kazak vardı en üstte "çok beğenmiştin bu tazağı ama bana elbise alabilmek için vazgeçmiştin bundan güle güle kullan aşkım" yazılı bir kağıt iliştirilmişti bir paket daha vardı kutuda açtı. Saatti bu. Yine bir yazı. "eve geleceğin zamanlar, geç kaldığın her dakika ölüm gibiydi. Umarım artık geç kalmazsın" en alttada bir kart vardı. Sanki sonunu biliyormuş gibiydi yazdıkları" son olacak belki belkide hep yanında, hep birlikte kutlayacağız. Bizli nice yıllara aşkım"
Genç kadın, eşi için seçtiği hediyeleri,doğum gününde teslim edilmek üzere bırakmıştı mağazaya dönüşte şarjı bittiği için telefonu kapanmıştı. Yolun karşısındaki kulübeden eşini aramak istemişti merak etmesin diye ama hızla gelen arabayı farkedememişti.
Devamı
Yorumlar (0)
Tarih : 31 Mayıs 2007 Perşembe Saat: 14:10:49
Kategoriler : Hikaye
Etiketler : üzücü, aşk, hikayesi
Bir aşk hikayesi
26 Mayıs 2007Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz,minik bir salon. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece.O kadar yakındılar.
Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler. Kız gülümsedi.
Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda. Kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi, o da karşıya gitti. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü. Kız da gidiş gelişleri fark etmişti galiba. Bir defa daha gülümsedi. Manidar."anladım" der gibi bir gülümseyişti bu.
Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için.
Devamı
Yorumlar (1)
Tarih : 26 Mayıs 2007 Cumartesi Saat: 12:35:25
Kategoriler : Hayata Dair, Hikaye
Etiketler : bir, aşk, hikayesi
Of be dostum
23 Mayıs 2007of be dostum
bir insan nasıl taşıyabilirdi bu kadar sıfatı. kolaymı ki sanıyorsunuz farklı insanlara, farklı yüzlerle görünmek, yeri geldiğinde zengin, kimi zaman fakir, bazen adil, bazen zalim, bazen iyimser sonrada kötümser...
anlamıyorum ben bu insanları arkadaş, anlamıyorum işte. dün can dostum olan bügün azılı düşman kesildi bana, nedir benden alıp veremediğin dostum, bumuydu senin dostluğun, böylemi olacaktı yarınlara beraber koşmak, hani gün ağarmadan beraberce yürüyecektik kordon boyunca, nerdesin şimdi sen?seni çok arıyorum be dostum, sende terkettin ya beni...
of be dostum , biliyormusun dün ne oldu, hani senle gün batımında deniz kıyısında yosun tutmuş taşların üzerine günün yorgunluğunu üzerimizden atarcasına oturduğumuz yer var ya, işte orasını dün rüyamda gördüm. biz orda yokuz diye, dalgalarda vurmuyordu artık oraya, martılarda dargın bize bundan böyle, eminim onlarda özlemiştir gevrek simitlerimizden arta kalan kırıntıları, hele orda bize her zaman hayat dersi veren yetmişlik amca varya işte oda biz yokuz diye terketmiş oraları, pek hastalanmış üzüntüsünden duydugum kadarıyla. of be dostum , yokluğumuz neler getirmiş de haberimiz yok, hiç olmassa gel sırf onlar için gidelim yosun tutmuş taşlı deniz kıyısına.
dostum sen özlemesende ben seni çok özledim. sen yinede üzülme dostum, nede olsa yarın gene beraber olacağız, martılar ve yetmişlik amca için, kendim için bir şey istiyorsam namert olayım be dostum.
eski yüzüne tekrar döneceksin dostum. tamammı? anlaştıkmı?
Devamı
Yorumlar (0)
Tarih : 23 Mayıs 2007 Çarşamba Saat: 15:09:14
Kategoriler : Hayata Dair, Hikaye
Etiketler : of be dostum, hikaye