Hakan ŞEN Kişisel Günce - Etiket : hikaye / http://www.hakansen.com

Hayatın Gerçekleri - Yaşanmış bir hikaye

14 Aralık 2007

O zamanlar daha 16 yaşında idim, Belki kendimi imkansız olan hayata alıştırma çabaları içerisinde çok uğraş verdim. Lakin daha sonradan gördüğüm üzerine bunu başardığıma da inanıyorum.. Evet daha 16 idim belki ama düşünüyordum her zamanki gibi; Ben imkansız sevgiler için mi yaratıldım acaba diye.. Evet belki zamanında erişilmesi zordu bana.. Hayatı (Ti)’ye alan birisi idim. Yinede bir kalbim vardı , kalbimde yatanlarda. Evet o zamanlardı işte.. Bir arı gibi hissediyordum kendimi.. Her petekten bir bal alan, durmayan , yorulmayan , hayata sorular sormayan ve bunun gibi bir çok örnek daha.. Ergenliğe geçiş veya gençlik mi diyorlar bunun ismine ne? Her şey günlük yaşanıyordu tarafımdan .. Havayı , suyu bile günlük alıp-içiyordum sanki.. Çok hızlı geçti o zamanlar çok. İnanın şu an 21 yaşındayım ve hiçte yaşlı sayılmam. Lakin çok istiyorum şu sıralar yine 16-17 yaşlarımda olmayı. Erkek arkadaşlarım da oldu kız arkadaşlarımda. Çoğunu da sevdim. Sevginin en içtenliği ile. Bir türlü ısınamadığım “kızlar” vardı. Belki de benimle birlikte olmak isteyenlere bir arkadaş sevgisi ile yaklaştığım için bir türlü anlama zorluğu çekiyordum. On yedi yaşımdaydım çok iyi hatırlıyorum. Bir kız vardı adı Şule aramız da çok iyiydi sanki kan kardeş gibi idik.

Devamı Var ...

Devamı
Yorumlar (0)
Tarih : 14 Aralık 2007 Cuma Saat: 15:20:17
Kategoriler : Hayata Dair, Hikaye
Etiketler : hayatın gerçekleri, hikaye

Sevgi bekletmeye gelmez

3 Kasım 2007

Henüz 18 yasındaydı ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan bir hastalıgın pencesindeydi. Kahır içinde kendini eve kapatmıs ölümün gelmesini bekliyordu. Sokaga bile cıkmıyordu. Annesi bir de kendisi... Bunlardan ibaretti hayat O`nun için...

Bir gün çok sıkıldı,sokaga attı kendisini.Bir yıgın vitrinin önünden geçti. CD satan bir dükkanın önünden geçerken aniden durdu, geriye dönüp, kapıdan içerideki tezgahtar kıza dikti gözlerini. Kendi yaşlarında ama çok güzel bir kızdı. Gözleri ve yüregi takılı kalmıştı. Bir süre düşündükten sonra CD dükkanına girdi.
Kız gülümseyerek koştu, O`na dogru ``Size nasıl yardımcı olabilirim?`` dedi genç kız ve öyle güzel gülümsüyordu ki, genç adam şaşırıp kaldı, bocaladı, sonra ``Evet bu CD`yi almak istiyorum``dedi ve rasgele bir CD`yi işaret ederek.

Genç kız CD`yi alıp içeri gitti. Az sonra paketlenmiş bir şekilde geri getirdi. Genç adam paketi aldı, evine geldi ve hiç açmadan paketi dolabına attı.

Ertesi sabah yine aynı dükkana gitti, yine bir CD sardırdı kıza, yine eve gidip paketi açmadan dolaba attı. Günler hep alınıp açılmayan CD alımlarıyla geçip gitti.

Genç adam bir türlü genç kıza açılmaya cesaret edemiyordu. Annesiyle dertleşti
bir gece, durumu anlattı ve annesi O`nu gidip kızla konuşması için ikna etti.

Ertesi sabah cesaretini toplayıp dükkana gitti ve yine bir CD seçti. Genç kız paket yapmak için arka tarafa geçtiginde genç adam evde hazırladıgı not kagıdını cebinden çıkartıp telefonun altına koydu. Kağıtta ``Sizinle bir gece yemege cıkabilir miyiz?`` yazıyordu ve telefon numarasını da yazmıştı not kagıdının altına. Sonra paketi alıp alelacele dükkandan çıkıp
gitti.

İki gün sonra evin telefonu çaldı, anne açtı telefonu. CD
dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan. Genç adamla görüşmek
istiyordu. Gizlenen notu yeni bulmuş ve hemen aramıştı. Ama
delikanlının annesi aglıyordu... ``Duymadınız mı?`` dedi,` `Dün
kaybettik oglumu!..
``

Cenazeden bir kaç gün sonra oglunun odasındaki eşyaları karıştırırken gözüne dolaptaki paketler ilişti. Açılmamış, öylece duran paketler...
Birini aldı,oglunun yatagına oturdu ve açtı. CD kapagının arasına sıkıştırılmış bir
not vardı.

``Merhaba sizi öyle tatlı buldum ki,bir akşam birlikte çıkalım mı? Jonely!`` Anne bir başka paketi açtı,yine bir not vardı. ``Siz gercekten çok tatlı birisiniz.Hadi beni bu akşam kahve içmeye davet edin...Sevgiler...Jonely!``

Devamı
Yorumlar (1)
Tarih : 3 Kasım 2007 Cumartesi Saat: 14:13:18
Kategoriler : Hikaye
Etiketler : sevgi, aşk, ölüm, hikaye

Dokuz Buçuk Dolar

8 Ağustos 2007

New York`ta bir bankanin önünde duran son model Rolls Royce otomobilden inen adam, hizli adimlarla bankaya girdi ve önüne çikan ilk görevliye, bireysel kredi için basvuruda bulunmak istedigini söyledi.

Görevli onu, müsteri temsilcisine götürdü. Adam, çok acele bir iş için Avrupaya gitmek zorunda oldugunu ve bu nedenle bir hafta vadeli bes bin dolar krediye gereksinim duydugunu söyledi. Müsteri temsilcisi kisa bir arastirma yaptiktan sonra döndü. Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almaniz için bir engelinizyok dedi ve ekledi:
- Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. BizimBankamizla daha önce hiç çalismamissiniz. Banka olarak Sizi resmen tanimiyoruz. Bu nedenle, söz konusu krediyi verebilmemiz için karsiliginda sizden bir teminat almak zorundayiz.

Adam cebinden Rolls Royce un anahtarini çikardi, bankanin müsteri temsilcisine uzatti; çok acelem var, uçaga yetisecegim. dedi. kapidaki Rolls Royce umu teminat olarak alabilirsiniz Kredi islemleri çok hizli bir bicimde tamamlandi.

Banka Rolls Royce otomobili bankanin garajina çektiler, adama da bes bin dolar krediyi verdiler.

Müsteri temsilcisi, kisisel merakini gidermek için bir hafta boyunca özel bir arastirma yapti ve bankalarinin bu yeni müsterisinin çok büyük bir isadami ve çok büyük bir servet sahibi oldugunu ögrendi. Bir hafta sonra adam yeniden gelip, borcunun anaparasi bes bin dolarla, bir haftalik faizi dokuz buçuk dolari ödedikten sonra, müsteri temsilcisi bir türlü yenemedigi merakinin dürtüsüyle sordu:

- çok büyük bir is adami ve çok büyük bir servetin sahibi oldugunuzu ögrendim dedi Yalnizca kisisel merakimdan soruyorum. Lütfen söylermisiniz, sizin için çok küçük bir miktar olan besbin dolarlik krediye neden gereksinim duydunuz

Adam hafifçe gülümsedi:
- Siz de bana lütfen söylermisiniz dedi. Böyle lüks bir otomobili, New Yorkta hangi kapali garaja, bir hafta boyunca Dokuz buçuk dolara
birakabilirsiniz? (para kazanmak sadece çalisma ve hirsla olmaz, zeka da
gerekir..)

Devamı
Yorumlar (3)
Tarih : 8 Ağustos 2007 Çarşamba Saat: 15:03:24
Kategoriler : Hayata Dair, Hikaye
Etiketler : hikaye

Arkadaş

20 Haziran 2007

Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
- Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..
Delirdin mi? der gibi baktı teğmen...
- Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakın..
Asker ısrar etti ve teğmen "Peki " dedi.. "Git o zaman.."
İnanılması güç bir mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşınan arkadaşına döndü:
- Sana değmez, hayatini tehlikeye atmana değmez,demiştim. Bu zaten ölmüş..
- Değdi teğmenim. dedi asker..
- Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun?..
- Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı.. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim icin..
Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:
- Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı... Geleceğini biliyordum..

Devamı
Yorumlar (0)
Tarih : 20 Haziran 2007 Çarşamba Saat: 22:16:27
Kategoriler : Hayata Dair, Hikaye
Etiketler : arkadaş, hikaye, dost, hayat

Acele Karar Verme

20 Haziran 2007

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..

"Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok.

Köylü ihtiyarın başına toplanmış:
"Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...

İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş. "Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez."

Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden

Devamı Var ...

Devamı
Yorumlar (1)
Tarih : 20 Haziran 2007 Çarşamba Saat: 22:13:03
Kategoriler : Hikaye
Etiketler : acele, karar, vermeyin, hikaye, lao tzu


eXTReMe Tracker