Hakan ŞEN Kişisel Günce - Etiket : / http://www.hakansen.com

Ağustos 30

Fikrimin ince gülü

Yorumlar (0) Tarih : 30 Ağustos 2007 Perşembe Saat: 23:36:28
Kategoriler : Muzik & Video, Şarkı Sözü
Etiketler : fikrimin ince gülü

Fikrimin ince gülü, kalbimin sen bulbülü O gun ki gördüm seni, yaktın ah yaktın beni… Görduğüm günden beri, olmuşum inan deli O gün ki gördüm seni, yaktın ah yaktın beni… Ateşli dudakların, gamzeli yanakların O gün ki gördüm seni, yaktın ah yaktın beni…





Bu dizi çok güzel olacağa benziyor, birde fragmanlarını izliyelim.

Bırakıp Gittiğin Kalbinse Eğer, Elbet Döneceksin.




Birde baktım ki uzun zamandır karalamamışım seni blogum, artık seninle de ilgilenicem ama önce işlerimi bi bitireyim.

Ağustos 11

Sagopa & Kolera - Bağlı Hayatım Pamuk İpliğine

Yorumlar (1) Tarih : 11 Ağustos 2007 Cumartesi Saat: 10:55:07
Kategoriler : Muzik & Video, Şarkı Sözü
Etiketler : sagopa kajmer, kolera, bağlı hayatım pamuk ipliğine, mp3, şarkı sözü, lyric, video



KOLERA:

Bir adamın adı çıakcağına bence canı çıksın
Bir ağaçta gül de biter diken de kuru bir dalsın
Biri bilmeyen bini nerden bilsn, bundan böyle
Bez alırsam musuldan bak kız alırsam asilden

Sıçan çıktığı deliği bilir,2 gözüm tetiktedir
Yakama bir dua iliştir, o duydğunu yetiştirir
Kendini benimle geliştirir, koordinatım finiştir
Ruj yakanda rapse, giderine giderim hep, değiştir.

Görürdü elmas muamelesi az olsaydı eğer kum
Benden başka ben yok ama uyu ayakta gözünü yum
Değişteremezsin beni, kasma boşa ben buyum
Biraz huysuz biraz kırık ben kendimle mutluyum

Çokmu battı gözüne usturuplu duruşum benim
Nerem doğru hammie olmasın mı eğri ümitlerim?
Değişeceğine söz vermiştin ama daha demin
Huyun olur abartma açıktan geç alarga
Ha ha ha
İşte hayatın böyle boş bir kahkaha
Dudaklarımdan dökülür yapraklar
Hüzzam makamında savrulur boşvermişliğim
4 bir yana 4 nala kötü günlerim iyilere nazaran
Sayıca fazla
Bak şu tıfıla yürür kasıla kasıla, uymadın mı
Hiçbir kılıfa açta elini bakayım falına
Bak canım senin falın falanmış
Alnın karşılanmış buna alış, bak benim yüzümde bir karış
Bu diyardan sıvış

Bağlı hayatım pamuk ipliğine
Eşkiyamı hükümdar dünyaya
Ademin havasına kurban
Gerdanıma urganı bağla
as bilemediğim her soru için beni
yık domino taşı gibi bir kere de
hop devir beni evir çevir sustur
bırakmadı peşimi bu ne divane kuldur..

Devamı Var ...

Ağustos 9

iki şarkı arasındaki 7 farkı bulunuz

Yorumlar (0) Tarih : 9 Ağustos 2007 Perşembe Saat: 15:33:29
Kategoriler : Gelde Gülme, Diğer
Etiketler : burak kut, komple, daddy yankee, rompe

Burak Kut - Komple




Daddy Yankee - Rompe



Sizce hangisi hangisinden esinlendi

Ağustos 8

Dokuz Buçuk Dolar

Yorumlar (3) Tarih : 8 Ağustos 2007 Çarşamba Saat: 15:03:24
Kategoriler : Hayata Dair, Hikaye
Etiketler : hikaye

New York`ta bir bankanin önünde duran son model Rolls Royce otomobilden inen adam, hizli adimlarla bankaya girdi ve önüne çikan ilk görevliye, bireysel kredi için basvuruda bulunmak istedigini söyledi.

Görevli onu, müsteri temsilcisine götürdü. Adam, çok acele bir iş için Avrupaya gitmek zorunda oldugunu ve bu nedenle bir hafta vadeli bes bin dolar krediye gereksinim duydugunu söyledi. Müsteri temsilcisi kisa bir arastirma yaptiktan sonra döndü. Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almaniz için bir engelinizyok dedi ve ekledi:
- Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. BizimBankamizla daha önce hiç çalismamissiniz. Banka olarak Sizi resmen tanimiyoruz. Bu nedenle, söz konusu krediyi verebilmemiz için karsiliginda sizden bir teminat almak zorundayiz.

Adam cebinden Rolls Royce un anahtarini çikardi, bankanin müsteri temsilcisine uzatti; çok acelem var, uçaga yetisecegim. dedi. kapidaki Rolls Royce umu teminat olarak alabilirsiniz Kredi islemleri çok hizli bir bicimde tamamlandi.

Banka Rolls Royce otomobili bankanin garajina çektiler, adama da bes bin dolar krediyi verdiler.

Müsteri temsilcisi, kisisel merakini gidermek için bir hafta boyunca özel bir arastirma yapti ve bankalarinin bu yeni müsterisinin çok büyük bir isadami ve çok büyük bir servet sahibi oldugunu ögrendi. Bir hafta sonra adam yeniden gelip, borcunun anaparasi bes bin dolarla, bir haftalik faizi dokuz buçuk dolari ödedikten sonra, müsteri temsilcisi bir türlü yenemedigi merakinin dürtüsüyle sordu:

- çok büyük bir is adami ve çok büyük bir servetin sahibi oldugunuzu ögrendim dedi Yalnizca kisisel merakimdan soruyorum. Lütfen söylermisiniz, sizin için çok küçük bir miktar olan besbin dolarlik krediye neden gereksinim duydunuz

Adam hafifçe gülümsedi:
- Siz de bana lütfen söylermisiniz dedi. Böyle lüks bir otomobili, New Yorkta hangi kapali garaja, bir hafta boyunca Dokuz buçuk dolara
birakabilirsiniz? (para kazanmak sadece çalisma ve hirsla olmaz, zeka da
gerekir..)

Ağustos 7

Bir yudum sevgi kucak dolusu geriye dönüyor

Yorumlar (2) Tarih : 7 Ağustos 2007 Salı Saat: 21:11:22
Kategoriler : Hikaye
Etiketler : sevgi

Alıntıdır.

Teşvikiye`de dolaşıyordum. yarım saat boş vaktim vardı. hava çok güzeldi. kısacası pırıl pırıl keyifli bir gündü. yürüdüğüm kaldırımın karşısındaki kaldırımda yaşlı bir beyefendi dikkatimi çekti. ileri yaşına rağmen şık giyimli ve bakımlıydı. seksen yaşlarında olmalıydı. oldukça zor yürüyordu. şık bir baston ona yürürken destek oluyordu.

birden içimde önüne geçilmez bir istek uyandı. zor yürüdüğü için yardım etmek istedim. sanırım büyükbaba ve dedemi çok erken yaşlarda kaybetmiş olmak ve onlarla dede-torun birlikteliğini, paylaşımını hiç yaşayamamış olmak içimde ukde kalmış. hemen karşı kaldırıma geçtim ve onu ürkütmeden koluna girdim.

- böyle güzel bir havada sizin gibi yakışıklı bir beyefendiyle biraz yürümeme izin verir misiniz?

çok şaşırdı. durdu ve bana dikkatlice baktı. bunun üzerine, on şanslı gününde olduğunu bir pazar öğleden sonrasında benim gibi hoş bir hanımla kol kola dolaşmayı reddetmeyeceğini düşündüğümü söyledim. gülümsedi ve bana;

- sen gerçek misin? yoksa gökten mi indin? malum yaşım ilerledi,?

dedi. sonra o benim koluma girdi. birlikte çok yavaş adımlarla yürümeye başladık. o kadar şeker, o kadar hoşsohbet bir insandı ki anlatamam. 96 yaşında olduğu söylemekle başladı sohbete.

o andan itibaren araya girmeye çalışsam da hiçbir şey söyleyemiyordum. sanki uzun zamandır konuşmuyordu. büyük bir keyifle anlatıyordu. atatürk`le başladı söze. onun ne kadar özel, ne kadar kıymetli bir insan olduğundan, inönü ile silah arkadaşı olduğuna, istiklâl madalyalarına kadar anlattı. ara ara durup bana gülümsüyordu. sonra dedi ki;

- eskiden mümkün müydü böyle bir kızla kol kola sokakta yürüyelim? türk kızlarıyla asla. ancak yabancı kızlarla olurdu.

ve başladı daha keyifli bir ses tonuyla anlatmaya. eskiden çok büyük işler başardığını, tanınmış ve başarılı bir işadamı olduğunu ama tüm bunlara kendini kaptırmadan çalışırken aynı zamanda da hayatını yaşadığını anlattı.

- hayat keyiftir.

dedi. bu hayatın sadece kendimizin olduğunu, başkalarının hayatlarını yaşamanın veya başkaları için yaşamanın yanlış olduğunu söyledi;

- ben dışa dönük bir insan oldum hayatım boyu. dans benim için çok önemliydi. eşim evinde yaşamayı severdi. o böyle diye ben isteklerimden vazgeçmedim. onu da bana uymak için zorlamadım. çünkü o da onun tercihiydi ve kendi hayatıydı. birlikte mutluyduk ama kendi hayatlarımızı yaşadık. ben hep dansa gittim arkadaşlarımla. çok gezdim. çok eğlendim. laf aramızda çok yakışıklıydım.

ben de kendisine hâlâ yakışıklı bir beyefendi olduğunu söyleyince elimi öptü. gözlerim doldu o anda. hemen sonra bana fransızca bir şarkı söylemeye başladı. nasıl hayat dolu, nasıl kendi kendini mutlu edebilmiş bir insan diye düşünürken durdu ve;

- hayatta mutlu olacak hep birşeyler bulmuşumdur. zorlukların üstesinden dertlenerek değil, kabul ederek, onu geride bırakarak ve böylece daha kolay çözerek gelmişimdir. 06 yaşındayım ama kalbim hâlâ çok genç

dedi. bayıldım bu yürüyüşe, 3 dakikalık yolu 20 dakikada geldik ama birçok hayat dersi aldım. koca bir hayatı sadece çalışarak ve savaşarak geçirmemiş, her anından mutlu olacak bir şeyler bulmuş. keyif almış. anlatacak ne çok güzel hikâyesi var. böyle yaşadığı için de genç kalmış. yaşıtları hayatta değil. o hâlâ yalnız başına yürüyüşe çıkıyor.

teşvikiye karakolu`nun önüne geldik. muhitinde herkes bu beyefendiyi tanıyor ve hürmet ediyordu. nöbetçi polislere döndü ve övünerek beni gösterdi.

- bakın ne buldum. bugün şanslı günümdeyim.

evine kadar götürdüm. istiklâl madalyalarını ve gençlik yıllarına ait birkaç fotoğrafı göstermek için çok ısrar etti. vaktim kalmamıştı ama onu kıramadım. peki dediğimde gözlerindeki ışıltıyı görmeliydiniz. keyifle ve özenle açtı kutuları ve paylaştı yıllarını benimle. telefonlarımızı verdik birbirimize. beni manevi torunu kabul etmesini ve onun da benim manevi dedem olmasını istedim. beni kucakladı. ayrıldık. iki gün geçti ve beni telefonla aradı.

- hayal mi gördüm, en gerçek miydin diye kontrol etmeye aradım.

dedi. benim onu çok mutlu ettiği, beni çok sevdiğini ve özlediğini söyledi. "bir gün buluşup bir kahve içelim" dedim. "bana yetmez, dansa gidelim." dedi. kahkahalarımı ve onun kahkahalarını duymalıydınız iki-üç güne kadar kendisini arayacağımı söyledim. bu iki-üç günün hayatının en uzun zamanı olacağı söyledi. bu son cümlesi kalbime yapıştı.

böylece, öğrendim ki; paylaşmanın sevgi alışverişinin yaşı yokmuş. benden 62 yaş büyük biri ile de arkadaş olunabilirmiş.

öğrendim ki, pozitif düşünce gücü bastonla yürüyen birine bile dans etme isteğini verebilirmiş.

öğrendim ki, çalışmak amaç değil, daha iyi, daha keyifli yaşam için bir araçmış.

öğrendim ki, bir insanı iyi hissettirmek çok kolaymış.

öğrendim ki, birbirimize vereceğimiz minicik bir sevgi, biraz ilgi bize kocaman bir şekilde geri dönüyormuş


eXTReMe Tracker